Dünya Kupası Fransa’nın !

Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası dün oynanan Fransa – Hırvatistan karşılaşması ile noktalandı ve kupayı alan taraf rakibini 4-2’lik skorla geçen Fransa oldu.

Karşılaşma öncesi maçın favorisinin Fransa olduğunu dile getirmiş ancak Hırvatların ilk kez final arenasına çıkma durumlarının olmasından dolayı mental güçlerinin daha fazla olma gibi bir durumunun olabileceğini dile getirmiştik. Bunu da doğru kullanacak olurlarsa kupaya uzanabilirlerdi ancak karşılaşmanın başlama vuruşundan itibaren her ne kadar Fransa Hırvatistan’a top oynama iznini vermiş olsa da, kaptığı ilk topla tehlike yaratacağının sinyallerini vermeye başlamıştı, ki öyle de oldu. Maçın neredeyse başında ilk kaptıkları topu, 3.bölgede organize bir atağa çevirmeyi başaran takım duran toptan 1-0’lık üstünlüğü yakaladı. Sonrasında Hırvatistan beraberliği yakalamış olsa da, Fransa’nın bu karşılaşmayı kazanacağı net bir şekilde belliydi.

Sahada özellikle fizik ve oyun olgunluğu anlamında diri duran takımın Fransa olması, Onları bir şekilde galibiyete götürecekti. Dakikalar ilerledikçe Hırvatistan’ın oyundan iyice kopması ve Fransa’nın da farkı açması zaten maçın bitmesine sebep oldu.

Gruplardan çıktıktan sonra 120 dakikalık dilimleri çok oynayan Hırvatistan’ın fiziksel olarak artık düşeceği belliydi zaten. Fransa teknik direktörü Deschamps’ta bunu çok iyi hesaplamış ve takımına rakiplerini kendi bölgelerinde beklemelerini istemiş. Topu kullanmayı seven Hırvatistan’da bunu yapınca artık doğal olarak fizik olarak geriye gitmiş oldular ve Fransa’da skoru almış oldu.

Tabii Hırvatların bu kupada 2.olmaları kendileri için oldukça büyük bir başarı ve bu kadar favori takımın içinden sıyrılıp bu noktaya gelebilmiş olmak oldukça önemli ancak Hırvatistan’ın bu altın jenerasyonunun muhtemelen son kupası oldu. Bir sonraki Dünya Kupası’nda önemli olan oyuncular olmayacak. Bu noktada alt yapı hamlesi olarak ne durumdalar bilmiyoruz ama bir daha Modric’i bulmak zor olabilir.

Fransa ise turnuvanın en genç kadrolarından birine sahip ve önlerinde oldukça uzun bir zaman var. Bu takım arkadan gelenlerle de iyi işlere imza atacaktır. Bundan sonra Konfederasyon Kupası ve sonrasında Avrupa Şampiyonası’nda kupanın en büyük adayı yine Fransa olacaktır. Hemen hemen her bölgede genç oyuncular anlamında ciddi alternatiflere sahip olmakla beraber, oyuncuların kumaş anlamında da iyi olması Fransa’Nın işne yarayacaktır.

Bunun yanı sıra Fransa’nın kadrosuna baktığımızda, kadronun yarısından çoğunun devşirme oyuncu olması da ilginç bir durum. Yani kadroda asıl vatan Fransa olmayan birçok oyuncu var. Bu da aslında bir strateji. Duygusal olarak bakıldığında her ne kadar kulağa hoş gelmiyor olsa da, Almanya’da bir dönem tüm kupalara ambargo koyarken kadrosunda birçok devşirme oyuncu barındırıyordu. O yüzden futbolun gün sonunda başarı isteyen bir oyun olduğunu hatırladığımızda bunun olmasında bir sakınca görülmeyebilir.

1 aylık serüvende her ne kadar zaman zaman hem tempo anlamında hem de skor anlamında sıkıcı karşılaşmalar izlemiş olsak bile genel olarak futbola doyduğumuz bir turnuva izlemiş olduk. Yoğun lig maratonlarından sonra ülke futbollarını izlemek ve biraz olsun enerji değişimi de iyi geldi.

Bu kupanın kattığı en önemli şeylerden biri ise oyun stratejileri anlamında, savunma futbolunun biraz daha ön plana çıkması oldu. Bu sene çoğu ligde savunma yapan takımların sayılarından artış olmasını bekliyoruz; çünkü kadro olarak rakiplerine oranla daha sıkıntılı olan takımların doğru bir savunma algısıyla neler yapabildiklerini net bir şekilde gördük. Bu nedenle de bu sene bu tip oyun tercihlerini yapacak olan takımların sayısı artacaktır. Bu da skor konusunda bir takım etkiler yapabilir, ki bunuda ligler başladığında masaya yatırmış olacağız.

BONUS: 600TL 'YE KADAR 100%
Oyna