Kupada Favorilere Neler Oluyor ?

Dünya Kupası’nda 2.maçlarında bir kısmı oynanmaya başlandı ve kupa başladığından beri çoğu favori takımın zayıf takımlar karşısında oynadığı futbolun sınıfta kalması şu anda turnuvanın gündemine oturmuş durumda.

Zayıf takımların kendilerine oranla daha güçlü rakipler karşısında oynadığı oyun ve rakiplerini bu kadar zorlamaları beklenmiyordu ama ortada bir gerçeklik var ki o da favorilerin şimdiye kadar çözüm bulma konusunda sıkıntı yaşamaları ve bu durumu ilerleyen aşamalarda nasıl giderecekleri önemli bir soru işareti olarak yerini aldı bile.

Genel olarak kadro anlamında sıkıntı yaşayan takımların kapalı savunma anlayışı ve takım olarak rakiplerini kendi ceza sahası önünde karşılamaları haliylen oyunun bütünlüğüne de zarar veriyor ve böylece seyir zevki anlamında ciddi bir problem oluyor.

Bunu aşma konusunda sıkıntı yaşayan favorilerin bireysel anlamda yetenekli oyuncuları iş başa düşünce dümene geçmek istiyorlar ama bu kez de karşılarına temas oyununu sert oynayan oyuncular çıkınca çözüm süreci problemleri zaman almış oluyor.

Bu durum futbol algısının da bundan sonra kırılacağı anlamına geliyor. Yani takımlar arasında kadro anlamında farklılıklar olsa da artık doğru savunma anlayışı ile en az 1 puanı almanızın yanı sıra bir de duran toplarda iyi olabilirseniz bunu 3 puana çıkarma şansınız da bulıunuyor. Şu ana kadar kupada duran toplarla atılan gol sayısına baktığımızda bunun doğruluğunu da net bir şekilde anlayabiliyoruz.

Bu sene Süper Lig’de oynattığı oyunla eleştirilen Aykut Kocaman’ın aslında oyun mentalitesi anlamında söylediklerini de kupada görmüş oluyoruz. Kocaman’ın oyunun sadece hücumdan ibaret olmadığını ve 90 dakika sonunda kazanmanın önemli olduğunu vurgulaması, kupada net bir şekilde karşımıza çıkmış oldu.

Bunun yanı sıra favorilerde oynayan oyuncu topluluklarının çoğunun sezon içerisinde maç yapma sayılarının fazla olmasının yanı sıra mental yorgunluklarının da olduğunu görebiliyoruz. Bu da takımların dinamiklerine net bir şekilde etki ediyor. Bir kaç oyuncu haricinde durum bu şekilde.

Kapanan savunmalara karşı ise takımların en büyük kozu, kenar bekler oluyor. İleri ve geri dönüşlerde sıkıntı yaşamamakla birlikte hücum beklerinin devamlılıklarının fazla olması bu takımların kilit çözme konusunda işlerini daha kolay hale getirebilir. Bir de ayakları iyiyse ve ceza sahası içine yapılan ortalarda isabet oranları fazlaysa o zaman kapanan savunmalar da daha kolay aşılabilir. Bu nedenle ilerleyen karşılaşmalarda, kenar beklerin adlarını daha sık duyabiliriz.

Takımların en önemli eksikliklerinden biri de şut atan oyuncularının az olması. Oyun kanatlara yayıldığında bir den içeriye dönen ters ayaklı oyuncuların eğer iyi şut çekebiliyorlarsa pozisyon ve sayı alma şansları yüksek oluyor ancak şu ana kadar böyle bir oyuncunun varlığından da bahsetmek pek mümkün olmadı. Genelde orta açma ve merkez orta sahayla pas trafiğine giren takımlarda, merkez orta saha görevini üstlenen oyuncuların daha düz olmaları ve en kısa sürede en garanti yerlere topu göndermek istemeleri de takımların şut sayılarını düşürmüş oluyor.

Bunun en iyi örneğini ise Senegal yaptı. Kapanan Polonya savunması karşısında kanattan gelen atak ön libero Gueye’ye geldi ve attığı şut defans oyuncusuna çarparak gol oldu. Aslında takımların bunu keşfetmeleri çok zor değil ama favorilerin cazibesi yüksek olan tiki-takayı tercih etmelerini de anlayabiliyoruz.

Mobil Bahis Siteleri 2018