Sezonun Şampiyonu ‘Deplasman Fatihi’ Beşiktaş !

2015 – 2016 sezonunun şampiyonu Beşiktaş oldu. Kendi sahasında ağırladığı Osmanlıspor’u 3-1’lik skorla geçen Kara Kartal ligin bitimine 1 hafta kala puan farkıyla kupaya uzandı. Ligin önemli bir bölümünü kendi sahasından uzakta oynayan Beşiktaş sadece bu durumuyla bile önemli bir başarıya imza atmış oldu. Kadro kalitesi anlamında da elle tutulur bir seviyeye gelen bu tablonun baş ressamı ise Şenol Güneş’tir. Geçtiğimiz sezonda Bursaspor’a ciddi bir ivme kazandıran Hoca’nın saha içi ve saha dışı organizasyonu üst seviyelerde. Teknik direktörün bu ligi iyi tanıması, yerli ve yabancı oyunculardan nasıl verim alacağını iyi bilmesi, mental açından kendi performansını da her daim hazır tutması direkt olarak sahaya yansıyor. Uzun süreçlerde yetenek beraberinde başarıyı getirecektir. Buna kimsenin karşı çıkacağını sanmıyoruz ancak sizi en uca getiren yetenek bir yerde iç güdünüzle bütünleşmek zorundadır. Bunu yapacak tek kavramda doğru şekilde yönlendireceğiniz mental durumunuzdur. Bunu doğru yerde enjekte etmek içinse mental direktörün varlığı ve en önemlisi kendi içindeki tutarlılığı çok önemlidir. Şenol Hoca’nın başarısının temel nedeni tam da burada yatmaktadır. Önümüzdeki sene Beşiktaş’ın çok daha kuvvetli bir takım olacağının işaretlerini de buna dahil edersek, doğru yol bu yol oluyor. Son maçına Konya deplasmanı için gidecek olan Kartal, şampiyon olarak sahaya çıkacak.

Sezonu 2. olarak tamamlayan Fenerbahçe ise kendi sahasında Gençlerbirliği’ni yenerek 3 puanı rahat bir şekilde aldı. Maça ilgi oldukça azdı. Normal şartlarda, havanın da oldukça iyi olduğunu düşünürsek Kadıköy dolup taşardı. Taraftarında Fenerbahçe’ye olan inançsızlığı her yerden belli oluyordu ve bu durum camia için olumlu bir tablo olmadı. Sezon başı yüksek maliyetlerle getirilen sporcuların da verimsiz olması bu duruma çanak tuttu. Burada devreye teknik direktörün girmesi gerekiyor ki, O da çare olamadı. Takımın her sene aynı şeyi yaşaması neredeyse bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Bu durum sadece teknik direktör ve oyuncularla ilgili bir durum da değil. Bunun çözümü başka bir şekilde olmalı. Tüm oynayan sporcuları kağıt üzerinde yazsak Fenerbahçe’nin açık ara şampiyon olacağını tek kalemde geçebilecekken, ligin sonunda gelinen durum bu büyük camiaya yakışmıyor. Tabii şampiyonluklar kaybedilebilir veya takımlar ciddi düşüşler yaşayabilir ancak bunun elle tutulur sebebleri olması gerekir. Örneğin Galatasaray’da bu sene üst üste şampiyonlukların ardından ciddi bir düşüş yaşıyor ancak kimse mutsuz değil. Çünkü takımın işinde bulunduğu durum ve gelecek olduğu yer zaten belli. Yani Galatasaray’dan fazlasını beklemek zaten yanlış olur. Diğer tarafta Fenerbahçe için aynı şeyleri söyleyemeyiz çünkü elle tutulur sebeblerin saha içi organizasyonu olmadığı son derece açık.

Bu sene dört büyüklerin haricinde diğer takımların genelinde de konuşmak gerekirse; zorluk seviyesi bir lig olmadığını belirtmek gerekiyor. Detaylı halde ligin bitiminde bunları yazacağız fakat özellikle oyuncu bazında çok ciddi problemler yaşanıyor. Takımların tercih ettiği oyuncuların çoğu, burada baz alınan takımların Anadolu Takımları olduğunu söylemekte fayda var; tek oyunculardan oluşuyorlar ve bu durumda sahaya tek tip performanslar olarak yansıyor. Oyunu zenginleştirmek gerekirken ister istemez kendi oyunlarını daraltıyorlar. Takım içinde işini iyi yapan bir grup yaratıldıysa da seviye yükseliyor ancak bunu yakalamak öyle kolay olamıyor. Konyaspor bunun için verilebilinecek en iyi örnek olacaktır. Takımın çoğu tek tip oyunculardan kurulu. Burada tek tip oyuncu kısmını da açmak gerekiyor. Tek tip oyuncu; görev tanımlamasının en azını yapan oyuncu anlamına gelir. Bu oyuncudan beklenti en alt seviyededir ve günü kurtarmasını beklersiniz. Bu çıtayı bir rutine sokarsanız ve bundan verim alırsanız takım iyi iş yapar hale gelir. Mehmet Topal özellik olarak çoğu futbolcudan az sayılabilecek niteliklere sahip bir sporcudur ancak pozisyon gerekliliğinin sorumluluğunu üst seviyede ve devamlı yapıyor olması, O’nu bölgesinin tek adamı haline getiriyor. Çünkü rutin beraberinde gelişmeyi de getirecektir. Aynı yerde sayarsanız bu bir rutin olmayacaktır. Takımların başarısı sağlaması işin önce sporcusunu sağlam bir denge paydalığını öğretmesi gerekiyor. En azından iskelette bunu sağlarsanız genele yaymakta kolay olacaktır. Prömiyer Lig şampiyonu Leicester bu yazının amacını fazlasıyla taşıyor. Ligin çok çok altında olan kadro kalitesi takıma şampiyonluk getirdi. Denge ve kelime olarak pek sıcak bakılmayan rutin kasaya milyonlarca pound koydurdu. Bir futbol takımın başarısı yaptığı şovlarla değil, kazanmış olduğu rutinliğin ve dengenin durumu ile ilgilidir. Bir sonraki yazıda Avrupa Liglerini inceleyeceğiz, görüşmek üzere…